“Ba’d ez vefat türbe-i ma der zemin mecuy
Der sineha-yı merdum-i arif mezar-ı mast” *
* Ölümümüzden sonra türbemizi mezarımızı yerde arama sen, Bizim mezarımız ariflerin gönlündedir.
Ey canımın canı Semazen, bize ettiğin güzel ve hoş sözler hep kendi erdemlerin. Bu alemde senin mektuplarına tez cevap yazamazsak bizi bağışla. Bu haşa, seni bekletmek, üzmek isteğimizden değildir. Dünya kokusuna batmışlığımız belki bizi senin o güzel sohbetinden ayırıyor, affet.
Hazreti Pir’in yukarıdaki beyiti sanırım bir önceki mektuplara da daha güzel bir cevap olur.
Güneşin etrafında bir pervane olmaktan söz etmiştin, bu ne yüce iş ne kutlu dava !
Vedud nasip ederse, pervanenin kaderiyle kaderlenmek yani yanmak, kendinden kurtulmak ve birliğe ulaşmak saadeti var sonunda. Bu yolda Allah sana yardım etsin.
Semazenlik olunca serde dönmek ve pervanelere özenmekte elbet sana yakışır.
O vakit döne döne git sende Semazen güneşe…
“Mademki ben güneşe kulum,
güneşten söz açmalıyım size.
Mademki gece değilim ben
mademki karanlıklara tapmıyorum
düşten dem vurmak nafile“
