Dedem;
Öncelikle davetimi kırmadığın için sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Mektubunda bahsetmiş olduğun tekke ve zaviyeler konusunu gayet iyi anlayabiliyorum. Bu konu hakkında ki hassasiyetini de biliyorum. Bahsettiğimiz makamlar, sıfatlar kalbi’dir. Bunu herkesinde anlayacağı gayet aşikardır. Bu konu da hassas davranmak gerekir mi bilmiyorum. Gönlümüz de bir tekke varsa, gönlümüz de bir tarikat varsa bu ne kapatılabilir ne de kimse oradan çıkın diyebilir. Zira dedem seninle sohbetlerimizde de herhangi bir tarikate bağlımıyız diye konuşmadık bugüne kadar. Tarikatın yol demek olduğunu bilen her insanında bu konuyu dillendirmeye gerek duymadığı aşikar. Yolu belli olanın, bu yoldan gidiyorum demesine gerek olduğunu düşünmüyorum. Tabi ki bu konuda yorum yapmak sen varken bana düşmez dedem.
Mektubunda da izah ettiğin gibi binbir gün çile çekmek şurda dursun bu zavallı bir gün bile çile çekmedi, bunun için ne dervişlik sıfatına layık oldu ne de böyle bir iddia da bulundu. Ben sadece güneşin etrafında dönen bir pervane, küçük bir semazenim.
Tekrardan davetime göstermiş olduğun nezaket için teşekkür ederim dedem. Sevgiyle ellerinden öpüyorum.
